Page 176 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 176
176 Gül'den Bülbüllere
Sa’y bizim için çok önemlidir. Ta ki bir noktaya kadar, o nokta nedir? Yani
kendimizi zorlayacağız ki arıza olmasın. Gaflet olmasın. Bin bir meşakkat
karşısında Allah’ı unutmayalım. Bir zaman için zorluyoruz kendimizi, oluyor.
Şuğuldan dolayı, meşakkatten dolayı bir unutkanlık oluyorsa, muhakkak ve
muhakkak râbıtanın velâyet parmağı gelir, seni dürter. Nasıl olur? Çalışırken
çekici eline vurursun yahut sinek gelir, gözüne konar. Muhakkak bir şey olur.
Bu nedir? Râbıta sahibi isen hâl içerisinde bulunuyorsan, makam sahibi
olmamışsan hemen hatırlarsın, uyanırsın.
Bu unutkanlığı sen kendine bir kusur bileceksin. Nedâmet duyacaksın.
İstiğfâr edeceksin, yine Allah’a sığınacaksın. Yine râbıtana yalvaracaksın ki
bu azalsın. Kendi hâline bırakırsan eğer, kabız hâli çoğalır o zaman. Bizde
olan muhabbet bir emanetmiş. Bu kim tarafından veriliyor? Meşâyih
tarafından veriliyor bize.
Bil emânettir muhabbet sana Mevlâ’dan gelir
Doğru Mecnûn oldun ise bil ki Leylâ’dan gelir
‘Doğru Mecnun’ ne demek? Burada meşâyih huzurunda istiğfâr etmek var
ya, Şeyh Efendimiz’e “Kabul ettim.” demek var ya, o sözün üzerinde durursa
bir mürit, ‘doğru Mecnun’ olur. Çünkü o muhabbeti oradan alıyor.
İşte mürit fikir, zikir, şükür ile terakkî eder. Bir de hâli, fiili, ameli ile
terakkî eder. Bir de müride üç şart koşulmuş: Daima vücudunun abdestli
olması; lokmada ihtiyat etmesi, hıfz-ı nispet, muhabbetini muhafaza etmesi.
Özürsüz olanlar için daima abdestli olması. Özrü var da abdest tutamıyor, o
başka.
Abdest manevî bir silahtır. Abdesti olan bir insan daima ibadete hazır de-
mektir. Bütün sa’yımızın gücünü gösterelim. Haram olan şeyi istemeyelim.
Şüpheli olan şeyden de kaçınalım. Bir var ki büyük kâr var, ondan kaçınalım.
Bir kâr var ki büyük değil ama küçük de değil. Ondan da sakınalım. Öyle ise
helal kârın küçüğünü kabul edelim. Çünkü ibadette helal lokma çok önemli.
Allah’a olan ibadetin dokuz bölümü helal lokma. Lokmamızın helal olmasına
dikkat edelim. Az olsun, helal olsun. Bir de hıfz-ı nispet muhabbetini muhâ-
faza edeceksin. Muhabbeti muhafaza etmekte iki anlam var: Sende olan
muhabbeti gizle.
Derûnun derdini her yerde açma
Var ise gevherin meydâna saçma
Ki her suyu hayattır diye içme
Bir de şu vardır cezbe sahipleri için: Cezbelerini muhafaza etseler daha çok
terakkî edecekler. Niçin? Zâhirin halk ile bâtının Hak ile olur. Cezbe sahipleri
cezbelerini muhafaza ederlerse riyâdan sakınmış olur. Şöhretten korunmuş
olur. Cezbede de riyâ olur mu? Olur. Cezbede de şöhret olur mu? Olur. Nasıl
riyâ olur? Evet, cezbe gayr-i ihtiyârîdir. Eğer onu kendisine hüner, mârifet
kabul ederse o zaman riyâ olur. Bütün gücünü sarf etsin ki beni biliyorlar,
duyuyorlar. Çok kimseyi mutazarrır ediyor. İnkâra gidiyor, tenkit ediyorlar.
Bir cezbe sahibinin etrafında onu tenkit edenler de var. Mutazarrır olanlar da
var. O cezbeye gıpta edenler de var. Keşke bende de olsaydı diye. Veya

