Page 178 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 178

178                                                Gül'den Bülbüllere

            Şöhret olur, şöhrette afat vardır. İnanmayanlar da alay ederler, hicvederler
            bizi. Bizi değil, meşâyihimizi, tarîkatımızı hicvederler. Alay ederler. Sonra
            onların günahına sebep oluruz.
               Sonra bir de şu: İhvanların, benim anladığım bu, amel tembelliği kabız
            hâlinde olurmuş. Bir ağırlık dersini yapmamakta, hatmeye gitmemekte. Belki
            Allah korusun namazını kılmamakta. Ne olursa olsun. Namazınızda eksiklik
            bırakmayın. Namazında eksiklik bırakırsa ben de ihvanım, ben de tarîkatlıyım
            diye utansın kendisinden. Haya etsin, Allah’tan korksun. İnsanlardan haya et-
            sin ki ben tarîkatlıyım desin.
               Kabız hâlinde amelinde, dersinde bir ağırlık olur. Olsun, dersini yapacak
            yine. Basıt hâlinde amelde bir arzusu var, yapmak istiyor. Ama kabız hâlinde
            bir arzu yok, çetinlik var. O çetinlik karşısında yaparsa dersini öbüründen
            makbul oluyor. Eğer yapmazsa Allah korusun, kabız hâli oturur kalır. Onda
            bir tembellik, bir ihmallik olur. Daha da yapmaz vesselam. Ama o çetinlik
            karşısında dersini yaparsa 3-5 günlük bir şeydir geçer gider veya 3-5 haftalık
            bir şeydir.
               Bir dabak, bir deriyi severse ona daha çok işlem yapar. Onu çok âletlerden
            geçirir. Ona daha çok hizmet verir.
               Sevdiği deriyi çok çiğner dabak
               Eğer meşâyih bir müridini severse onun çilesi çok olurmuş. Ne yapar?
            Diğer  ihvanlardan  farklı  olarak,  ona  bile  bile  çile  verirmiş.  Çile  denince
            gönlün  meşakkat  duyması.  Bir  var  ki  bilinen,  görünen  çile.  Bir  de  var  ki
            bilinmeyen, görünmeyen çile. İşte bilinmeyen ve görünmeyen çileyi verirler.
            İşte şuğul-u bâtın da bu. İster ki gönlüne hiçbir şey gelmesin ama gelir. Bu da
            ona büyük bir meşakkat olur.
               İşte bununla mücadele ederken terakkî ediyor. Bu nedir? 30 bin, 40 bin
            ders çekiyor ki hiç zorlanmıyor. Sen 5 bin dersini şuğuldan dolayı çekemi-
            yorsun. Gayret ediyorsun. Yüz bin meşakkat karşısında sen o beş bin olan
            dersini yap onunla beraber gidiyorsun.
               Evet,  cezbe,  nefy  ü  isbat,  şuğul-u  bâtın  ile  terakkî  ediyoruz.  Bunu  da
            meşâyih müridin nasıl terbiye olacağını bilir ona göre verir.
               Her mârizin derdine göre verirler şerbeti
   173   174   175   176   177   178   179   180   181   182   183