Page 183 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 183
Tasavvuf Sohbetleri -2 183
Eğer âşık isen yâre sakın aldanma ağyâre
Bizim hakiki yârimiz Allah’tır. Niye bizi yoktan var etti? Bize rızık
veriyor. Bize sıhhat veriyor. Bize iman vermiş. Bize cennet halk etmiş. Bize
cemâlini gösterecek. Bizi sevgili habibine ümmet etmiş. Bizi Habîbi’nin şerefi
ile şereflendirecek.
Elhamdülillâh, cismimiz, cesedimiz temizdir inşallâh. Bir ibadetimiz var.
Namazımız, abdestimiz, guslümüz var. Mümkün olduğu kadar günahlardan
sakınıyor, sevap işliyoruz. Mümkün olduğu kadar haramlardan sakınıyoruz.
Mümkün olduğu kadar şerlerden sakınıyoruz. Şer, günah, haram bunlar
Müslüman’da olmaz. Bunlar kâfirde olur. Müslüman inanmışsa, inancını
yaşayacaksa, günahtan da kaçınacak. Haramdan da kaçacak, şerden de kaça-
cak. Buyurmuş ki:
Savm u salat, hac ile sanma biter zâhid işin
İnsan-ı kâmil olmaya lazım olan irfân imiş
İrfan, bir ilim ama öyle bir ilim ki gayb ilmi, satır ilmi değil. Satır ilminde
çok âlim olur, ilmi ile amel işlerler. Fakat ne de olsa onda bir menfaat,
maddiyat olabilir. İnsan Müslüman olmakla maddiyattan, menfaatten geçmiş
olamaz ki. Geçmiştir veya geçmemiştir, onu ancak Allah bilir.
Ama belli eder mi? Eder. Kendisini zâhirde belli eder. Bu zamanda bu da
karışmış. Kim maddiyatçı kim maneviyatçı o da bilinmiyor. Çünkü hayır-şer
karışmış. Helal-haram karışmış, günah-sevap karışmış. Biz adamın içini
bilmeyiz. Görünüşte şer işliyormuş gibi olur. Bu zamanda şer işlenir. Büyük
hayrı yapmak için ufak şer işlenir. Bu da nedir? Zamana göre şerrin küçü-
ğünde hayrın büyüğünün aranması vardır. Kitap’ta, Sünnet’te, İslâmiyet’te bu
vardır. Şerrin küçüğünü işler, hayrın büyüğü gelsin diye.
İşte biz onun için bilemeyiz. Bakarız ki adam şer işliyor, o şerri işle-
mesindeki maksadı nedir? Onu bilemeyiz. Bir ufak şer işler, ondan büyük bir
hayır elde eder veyahut da ondan insanlar yararlansın diye bir insana ufak bir
zarar verir. O insan şerli bir insan olur. Ona zarar vermiş olur. Bütün insanlara
bu sefer hayır etmiş olur.
Bir de bu zamanda hayrın küçüğü vardır. Dikkat edin, hayrın küçüğünde
şerrin büyüğü aranmaz. Bakarsınız insan hayır işliyor. Ama bu hayrın işlen-
mesinden şerrin büyüğü geliyor, bu işlenmez. Misal, bir işyerinde makam,
mevki sahibi bir kişi. Niyeti Müslümanlara hizmet görmek, memlekete,
devlete hizmet görmek. Ama orada ufak bir şerri işlemezse onu makamında
bırakmayacaklar, atacaklar. O ufak şerri işler ki ben burada kalayım. Yine
Müslümanlara, devlete bir faydam olur diye.
Onun için buyuruluyor ki: “Biz insanların boyuna, soyuna, asâletine,
güzelliğine bakmayız. Kalbine bakarız.” buyuruyor.
Öyle ise kimse kimsenin kalbini bilmez. Bilenler de söylemez. Ancak
velîler bilirler. Velîlere bildirir Cenâb-ı Hak ama söylemezler.
Niçin söylemezler? Onlar Allah’ın sıfatı ile sıfatlandıkları için, Resûlul-
lâh’ın sıfatları ile sıfatlandıkları için söylemezler. Bizim gördüğümüz ayıpları
onlar gizlerler.

