Page 186 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 186

186                                                Gül'den Bülbüllere




                               “Velîler dilleri ile konuşmaz.

                                Onların kalpleri konuşur.”


                                                                   (17 Mayıs 1991)

               Allah emeklerinizi zâyi etmesin. Allah niyetinizi hâlis etsin. Allah niyeti-
            nizin neticesine ulaştırsın. Nasılsınız? İyisiniz, afiyettesiniz İnşallâh. Allah
            hepinize iyilik ve âfiyet ihsân etsin. Allah arzunuza ulaştırsın. Allah arzu-
            larınızda aldatmasın. Arzunuz Allah’ın rızası olsun. Bütün imanınızın, ibâde-
            tinizin, amelinizin karşılığı Allah rızası olsun. Allah akıbetinizi hayır getirsin.
            Cenâb-ı Hak ömrünüz boyunca bu muhabbetinizi muhafaza etsin. Rabb’im
            artırsın, eksiltmesin.
               Muhabbet Allah sevgisi tabii. O bizi sevdi, yarattı ki biz de onu sevelim.
            Tabii  diledi,  yarattı.  Diledi  demek,  isteği  demektir,  isteği  demek  sevmesi
            demektir.  Onun  için  bütün  bu  varlıkları  Cenâb-ı  Hak  istedi  yarattı,  diledi
            yarattı.  Peygamber  Efendimiz’i  muhabbetinden  yarattı.  Kâinatın  Efendisi,
            dünya  ve  âhiretin  iki  cihanın  serveridir.  Bütün  zâhirde,  bâtında  bilinip
            görünenler; bilinmeyenler, görünmeyenleri Cenâb-ı Hak kim için halk etti?
            Habîbi için, onun hürmetine halk etti.
               Cenâb-ı Hak: “Habîbim, seni halk etmeseydim, bu varlıkları halk etmeye-
            cektim.” buyuruyor.
               Bütün  karada,  denizde,  havada  olan  canlıları  onun  için  yarattı,  sadece
            insanları değil. Her zaman Mevlidi-i Şerif’te dinliyorsunuz:
               Pes Muhammeddir bu varlığa sebeb
               Sıdk ile ânın rızasını kıl taleb
               Demek ki sıdk u sadakat ile rızâsını talep edeceğiz. Nasıl talep edeceğiz?
            Tamamıyla sünnetlerini işleyeceğiz ki onun rızasını talep etmiş olalım. Rızâ-
            sını kazanmış olalım. Onun rızâsını kazanmak Allah’ın rızâsını kazanmaktır.
            Kitapsız, Sünnetsiz İslâm olmaz. Kitapsız, Sünnetsiz Müslüman olmaz.
               İslâm ne demek? Allah’a olan inancını yaşamaktır. Âmentü’nün altı şartına
            inanacak. Tatbikatında da bulunacak. Bu altı şarttan birisi de hayır ve şerrin
            Allah’tan gelmesi. Bu dünya âleminde bizi huzursuz eden her şey şer oluyor.
            Bir de var ki bir insan şer işliyor. Yanlış anlaşılmasın! Allah-u Teâlâ’nın şerre
            rızâsı yok. Kul istiyor, o da veriyor.
               Cenâb-ı Hak: “Kulum iste vereyim.” diyor.
               Ama kul isteklerinde aldanıyor. Ne isteyeceğini bilmiyor. Cenâb-ı Hak
            kulu  ne  için  yaratmış?  Kendisini  aldatmış  olmuyor  mu?  İsteğini  biliyor  o
            zaman. İsteği nedir? Bizi yoktan var eden Rabb’imizin emri ne ise, bizim için
            ne dilemişse onları istememiz lazım. Cenâb-ı Hakk’ın şerre rızâsı yoktur. Şer
            işleyin dememiş. Şerri yasaklamış. Hayır işleyin. Buna rağmen yine şer işli-
            yoruz.
   181   182   183   184   185   186   187   188   189   190   191