Page 185 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 185
Tasavvuf Sohbetleri -2 185
Geceler uykudan uyan
Gizli sırlar olsun ayân
Mahrum olmaz Allah diyen
Yalvar kul Allah’a yalvar
Her geceyi Kadir Gecesi bilmek bu. Ama senenin bir gecesini terk etme-
yecek. Bir gecesini kaçırmayacak. Bir gecesini kaçırırsa Kadir Gecesi’ni
bulamaz o.
Her gördüğünü Hızır bil
Herkesi kendinden üstün gör. Sen gerçeği bilemezsin. Kimde ne var? Kim-
de ne yok? İbrahim Hakkı Hazretleri ne buyurmuş:
Zâhiri bâtın bil, bâtını zâhir
Olmak ister isen bu yolda mâhir
Harâbât ehline hor bakma şâkir
Defineye mâlik virâneler var
Define; hazine, altın.
Mesela bir arazi vardır. Otlağı yoktur, ağacı yoktur, çöldür, kayalıktır.
Orada bir define, hazine vardır. Veyahut da zamanında otel, ev veya köşk olan
bir bina yıkılmış, harap olmuş. Fakat orada da bir define olabilir. Zâhirde de
insanlara bakarsınız ki ameli yoktur veya amelinde eksikliği vardır. Veya
ameli var da eksikliği vardır. Veya ameli var da mülevves bir ameli var.
Beğenmezsiniz onun amelini. Sözünü beğenmezsin. İşini beğenmezsin.
Pejmürde görünür. Onun inancı senden sağlam olabilir. Kalbi senden sağlam
olabilir. Onun için,
Defineye mâlik virâneler var
Onun için ki:
Her gördüğünü Hızır bil
Herkesten kendini aşağı gör.
Fırsatı ganimet bil
Fırsat nedir bizim için? Dünyaya bir defa gelişimiz. Fırsat nedir? Bizim
sıhhatimiz. Fırsat nedir? Gençliğimiz. Allah’a şükür cemaatimiz hep genç.
Kırk ile altmış yaş arası orta çağ, altmış yaşından sonra ihtiyarlık başlıyor.
Burada saysanız on kişi ancak altmışın üzerindedir. Bu da sizin için bir
fırsattır, kaçırmayın. Allah ömür verirse siz de ihtiyar olacaksınız. Ümidimiz
var. Belki ihtiyar oluruz. İşte gençliğinizin kıymetini bilin.
Biz bu dünyaya gelmeden, milyonlarca yıl önce ruhumuz halk edilmiş.
Bunu Cenâb-ı Hak ilmi ezelîde halk etti. “Elestü bi rabbiküm” fermanını
verdi. Biz de “belâ” dedik. Bu insanların hepsi ruh taşıyorlar. İnananlar veya
inanmayanlar bir ruh taşıyorlar. Bu ruhsa Allah’tan gelmiştir.
Cenâb-ı Hak: “Biz Âdem’i halk ettik, kendi ruhumuzdan ruh üfledik.”
buyuruyor.
Hepimiz Âdem’iz, hepimiz Âdem’in evlatlarıyız. Hepimize o ruh
üflenmiş. İnanan, inanmayan, ecnebiler de yetmiş iki buçuk millet. Hepsi
onun evladıdır, hepsi Âdem’dir. Fakat bunların hepsi “belâ” dememiş. Eğer
bu “belâ” bozulmasaydı tövbe âyetini de göndermezdi.

