Page 182 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 182

182                                                Gül'den Bülbüllere

               Ama Cenâb-ı Hak ne buyuruyor: “Biz insanların boyuna, güzelliğine, zen-
            ginliğine, soyuna bakmayız.”
               Çünkü Cenâb-ı Hak Alîm. Âlimden zâlim de halk ediyor. Zâlimden âlim
            de halk ediyor. Nuh aleyhisselam’ın oğlu babasına inanmadı bir Peygamber
            iken.  Mevlânâ’nın  iki  oğlu  vardı.  Birisi  babasına  inandı,  birisi  inanmadı.
            Şems’i şehit edenlerin içindeydi, o da zâlim oldu tabii. Mevlânâ o biçim âlim
            iken oğlu zâlim oldu. Nuh aleyhisselam insanların ikinci babası iken oğlu
            inanmadı. Boğuldu gitti.
               Cenâb-ı Hak: “Biz insanların kalplerine nazar ederiz.” buyuruyor.
               Kimin kalbi sağlam, kimin kalbi dürüst, kimin kalbi daha dürüst kim bilir?
            Bunu  kimse  bilmez.  Yalnız  bu  zamanda  bir  de  var  ki  amelsiz  kalp  temiz
            olmaz. Ameli yok bir insan, benim kalbim temiz diyor. Hayır, o da kendini
            aldatıyor.  Çünkü  kalp  temizliği  ne  ile  olur?  Şeriat,  tarîkat  ile  olur.  Şeriatı
            olmayanın kalbi hiç temiz olmaz. Cismi de cesedi de temiz olmaz. Şeriatı var
            da tarîkatı yoksa onun cesedi temiz ama kalbi temiz olmayabilir. Temiz kalp
            hangisidir:
               Haset, kibr ü riyâdan geç
               Bir de:
               Yakın olma haset kibr ü gurûra
               Düşün ne götüreceksin kubûra
               Hep insanlar öleceğiz, tekrar dirileceğiz. Rabb’imizin huzuruna çıkacağız.
            Hesap vereceğiz orada.
               Ne yüz ile varacaksın huzûra
               Şeytan  kibrinden,  gururundan,  hasedinden  dolayı  Cenâb-ı  Hakk’ın
            huzurundan kovuldu. Sende de olursa sen de kovulmuşsun.
               Daha ne yüz ile çıkacaksın huzûra
               Yakın olma haset, kibr ü gurura
               Ama bir insan Müslüman olmakla, İslâm’ın şartlarını yaşamakla, Âmen-
            tü’nün şartlarını yaşamakla, inanmakla hasetten, kibirden, gururdan kurtul-
            muş olur mu? Olamaz. Az da olsa vardır. Azından da korkmak lazım. Zaman
            zaman o az çoğalır. Küçük de büyüyor. Her şey küçükten büyüyor. Azlar
            birleşe birleşe büyüklerini meydana getiriyor.
               Peygamber  Efendimiz  buyuruyor  ki:  “Küçük  günahlardan  da  sakının.
            Küçük  günahların  birleşmesiyle  büyük  günahlar  meydana  gelir.  Büyük
            günahlara sevk eder.”
               Haset nedir? Benim olsun, onun olmasın. Her ne olursa olsun, amel olarak,
            mali olarak. Benim oğlum okusun tahsilli olsun, onunki olmasın. Veyahut da
            benim oğlum okumadı da onun oğlu okudu, fakülte bitirdi. İş yerinde ben kâr
            edemedim de o kâr etti. O sıhhatli yiyor, içiyor da ben hastayım. Bunlar nedir?
            İstememezlik,  haset,  kibir,  gurur.  Bunlar  şeytanın  sıfatları.  Bunlardan
            tamamen  temizlenmemiz  lazım.  Bunlardan  tamamen  temizlenmek  için
            kalbimizi zikre vermemiz lazım. Zikrullâh ile Allah ile meşgul etmemiz lazım
            kalbimizi. Çünkü bakınız kelâm-ı kibârda:
   177   178   179   180   181   182   183   184   185   186   187