Page 190 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 190

190                                                Gül'den Bülbüllere

            Evliyâullâhın  kalbi  Allah’ın  mekânıdır.  Girdiysen  evliyâullâhın  kalbine
            Allah’ı buldun. Girdiysen evliyâullâhın kalbine Allah’ı gördün. Ne ile gire-
            ceksin  evliyâullâhın  kalbine?  Seveceksin,  sevileceksin.  Sevmen  için  onun
            ahlakı ile ahlaklanacaksın. Onun amelleri ile amelleneceksin. Onun yaşantısı
            ne ise yaşantısını yapacaksın. Ders almak, tarîkata girmek, evliyâullâhın eline
            yapışmak demektir. Eteğine yapışmaktır.
               Cenâb-ı Allah Fetih Suresi’nde buyuruyor ki: “Benim elim, Evliyâullâh’ın
            elinin üzerindedir.”
               Evliyâullâhı sevmek demek onu kendine örnek edineceksin. Onun hoşuna
            gidenleri işleyeceksin. Bunun için de ahlak-ı hamîde sahibi olmak gerekir.
               Mürit zikrinden, ibadetinden çok ahlakı ile sevilir. Çünkü Cenâb-ı Hak da
            ahlakı  bize  methetmiş.  Peygamber  Efendimiz,  insanlık  âlemine  ahlakı
            getirmiş. Ahlakı ile örnek olmuş. Evliyâullâh da vâris-i enbiyâdır. Onlar da
            ahlakları  ile  bize  örnektir.  Öyle  ise  şeyhimizin  ahlakını  kendimize  örnek
            edineceğiz. Sevmekten maksat budur.
               Bir seherde murg-ı cânım uyandı
               Vahdet illerini seyrân eyledi
               Pîrimin renginden renge boyandı
               Âlem-i ekvânı cevlân eyledi

               Gönülden perde-i hicâp açıldı
               Hicap  da  perdedir.  Perdeyi  açan  kim  oluyor?  Evliyâullâh  nasıl  açıyor?
            Sana bir sevgi veriyor. O sevgi ile sen ona hizmet ediyorsun. Onun himmetini
            alıyorsun. Onun himmetini alınca da senin kalp gözün açılıyor. Kalp kulağın
            açılıyor, kalp dilin açılıyor.
               Ama  bu  nasıl  oluyor?  Evliyâullâha  tamamıyla  teslim  olmuş,  hizmetini
            görmüş, himmetini almış, şeriatı, tarîkatı tamam olmuş. Evliyâullâh da onun
            kalbini açmış. Kalp kulağı da açılmış, kalp dili de açılmış, kalp gözü de açılmış.
               Biz de böyle olabilir miyiz? Biz de insanız. Onları da bizi de halk eden
            Allah bir. Hepimiz Âdem’iz. Hepimize de kendi ruhundan ruh üflemiş Cenâb-
            ı Allah. Değişen bir şey olmuş mu? Bunlara ne olmuş? Bunlar çalışmışlar.
            Sa’y  etmişler.  Allah’a  inanmışlar.  Biz  de  onlardanız  Allah’a  şükür.  Onlar
            inançlarını yaşamışlar. Biz de yaşayalım.
               Ama yaşamak nasıl? Bizim bildiğimiz gibi değil. Bilmediğimiz de var.
            Onu da öğreneceğiz. Kimden öğreneceğiz? Bilenden öğreneceğiz. Bilen kim?
            Evliyâullâhtır, meşâyihtir. Onun için:
               Kim şeyhini Hak bilmedi Hakk’ı dahi bilmez
               Yok eylemeyen vârını maksûduna ermez
               Bizim büyüklerimizden duyduğumuz inancımıza göre, hanımlardan ders
            almak olmaz. Çünkü hanımlara râbıta sağlanamaz. Yani hanım Allah ile kulu
            arasında irtibatçı olamaz. Kelâm-ı kibâr:
               Efendim, sultânım rûh-ı revânım
               Ne mümkün ayrılmaz çıksa da canım
               Âlemde kâinat düşmanım olsa
   185   186   187   188   189   190   191   192   193   194   195