Page 191 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 191
Tasavvuf Sohbetleri -2 191
Efendim diyor: Bir insan meşâyihini seve, seve, seve meşâyihinin ruhu da
onun ruhu olur. Hani ruhlarda ayrılık, gayrılık yok ya.
Dönmezem bin kat öldürseler
Benim bin tane canım olsa da bin defa öldürseler yine de seni terk etmem
diyor. Yine de ayrılmam senden diyor. Bütün bu millet sana düşman olsa ben
senden ayrılmam. Bunların bir olmuşu var, bir geçmişi var. Çok kitaplarda
yazılmışı var.
Meşâyihlerden birisi rüyâsında görmüş olduğu Rum kızına âşık oluyor.
Diyor ki:
— Ben onu almaya gideceğim. Belki beni dinlerine davet ederlerse,
dinlerine de gireceğim. Siz de kendinize başka şeyh bulun, serbestsiniz diyor.
Hepsi bırakmışlar gitmişler. Bir tane mürit onunla kalmış. Diğerleri
sormuşlar:
— Sen niye gelmiyorsun?
O da demiş ki:
— Ben ayrılmam şeyhimden. O hangi dine girerse ben de ona girerim. O
nereye giderse ben de giderim, demiş.
Neyse gelmişler o Rum iline, kızlarını istemiş. Onlar demiş ki:
— Sen Muhammedîsin. Dinimize girecek misin?
— Gireceğim.
Dinlerine girmiş. Haç takmış, domuz eti yemiş. Domuzları gütmüş. Bunu
denemek için yedi sene takip etmişler, acaba tamamıyla döndü mü diye.
Ancak yedi sene sonra kızlarını veriyorlar. Kızı aldıktan sonra o da Müslüman
oluyor. Bu arada kendisi ile beraber giden, o bir tek müridi şeyhi uyurken
âşikâr olarak görüyor ki şeyhinin ağzından bir karakuş giriyor. Beyaz kuş
çıkıyor. Ama şeyhini yine terk etmiyor. O Rumlara hizmet ederken, o bir tek
müridi de şeyhine yedi sene hizmet ediyor. Yedi seneden sonra Rum kızını
alıyor. O müridi yine görüyor ki şeyhi uyurken bu defa ağzından o karakuş
çıkıyor. Beyaz kuş giriyor. Fakat bu defa çok terakkî ediyor. Yani daha
evvelki terakkîsinden yüz misli daha terakkî ediyor. Niçin terakkî ediyor? O
geçirdiği yedi yılı gözünün önüne alıyor. Ağlıyor, ağlıyor. Gözünden günahı
silememiş. O da onu yükseltmiş, terakkî ettirmiş. Allah’a yalvarmış.
İşte böyle efendiler. Bu zamanda bize böyle bir nimet vermiş. Allah’a çok
şükür. Mukayese için değil. Bugün meşâyihi olmayanların en âlimi bile,
meşâyihi olanların en câhili kadar olamaz. Buna inanmak lazım.
Adamın bir tanesi bir müride soruyor:
— Şeyhini mi çok seviyorsun, İmâm-ı Âzam’ı mı?
— Mürit hiç çekinmeden “Şeyhimi çok seviyorum”, diyor.
O zaman adam bir sürü hakaret ediyor. İmâm-ı Âzam’ı methediyor. Bu
müridi suçluyor, mürit hiç sesini çıkarmıyor. Tekrar karşılaşıyorlar. Bu adam
gel diyor.
— Sana bir sürü hakaret ettim. Hiç karşılık vermedin. Bana hakkını helal
et ama nasıl oluyor da İmâm-ı Âzam’ı bu şekilde düşünüyorsun? İmâm-ı
Âzam İslâm’ın nuru. Bütün İslâm âlemi için büyük bir kimsedir. Dünya

