Page 194 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 194
194 Gül'den Bülbüllere
Ne çok yedin bu zehirli gıdayı
Erenler elinden iç bir bâdeyi
Tamir et öteyi yık bu odayı
Evet, evliyâullâhın iki yönü vardır: zâhiri, bâtını. Zâhirine uyacağız. Onun
amellerini, hareketlerini, yaşantısını, sözlerini, kıyâfetini kendimize örnek ya-
pacağız. Ne görmüşsek ondan, biz de onu işleyeceğiz. Görmediğimiz bir şeyi
işlemeyeceğiz. Zâhirde mübârek görüntüsü var. Bir de velâyet nuru var ki gö-
rünmez. O ruh oradan faydalanıyor. Bu cezbe oradan geliyor. Müritte niye
evliyâullâha karşı bu hareket var? Niye bu sevgi var? Çünkü onun ruhuna
iltifat var. Râbıta nuru var, o nefsini terbiye ediyor.
Onun için “Sâdıklarla olun.” buyruluyor. Burada iki mânâ vardır: İlmiyle
âmil olan âlimle dosdoğru, yüz yüze ondan bilmediklerimizi öğrenmek. İlmiyle
âmil olan yine meşâyihtir. Bir insan tasavvuf ehli olmazsa ilmi ile âmil olamaz.
Bir de gönül sahiplerine gönülden bağlanmak. Müridin cesedi meşâyihinin
zâhirinedir. Ruhu ise velâyetinedir. Fakat müridin bundan haberi olmaz, evli-
yâullâhın haberi vardır. Evliyâullâhın ruhu kapalı değildir. Çıkar gezer.
Nereye gider? Semâyı gezer, zemini gezer, âlemi gezer. Ama avâmın ruhu
kapalıdır, çıkamaz. Onun için:
Oların ruhlarının yok kararı
Dolaşırlar zemin ü âsumânı
Olar bu âlemi devrân ederler
Ararlar derde düşen nâtüvânı
Biz Evliyâullâhın maneviyatındaki esrarı bilemeyiz, anlayamayız. Bakınız
anlayan ne demiş?
Sâlihem şeyhim güneştir ben ânın zerresi
Güneş bütün mükevvenâtı ihâta eder. Zerre nedir? Şu pencereden içeriye
bir hattır. Ne zaman ki velâyete dâhil olursan o zaman evliyâullâhın esrârını
anlarsın.
Allah’a şükür velâyete inancımız bizi buraya topladı. Velâyet sahibi de bir
cisim sahibidir. Peygamberler de bir cisim sahibidir. Bu cisim sahiplerini
görüyoruz. Ancak onların cisimleri bir âlet olmuştur. Bizimki de öyle midir?
Hayır. Bizim ruhumuz nefse mağlup olmuştur. Velîlerde ise nefis mağlup
olmuştur. Nasıl ulaşmıştır ruh oraya? Meşâyihe hizmet görmüştür. Biz ne ya-
pacağız? Meşâyihi örnek edineceğiz, kendimize daima onun izinde olacağız.
Ona muhâlif bir hâlimiz olmayacak. Şerefini muhafaza edeceğiz, sözümüzle,
yaşantımızla.
Velâyet nuru nedir? Velâyet nuru ruhumuza hizmet görüyor. Bizim bun-
dan haberimiz yoktur. Peygamber Efendimiz ne buyuruyor:
“Benim mürebbim Rabb’im. Rabb’im beni terbiye etti.” buyuruyor.
Peygamber Efendimiz medrese görmedi, ilim görmedi. Ondaki ilim ne idi?
Allah onun ruhuna iltifat etmiş.
Özün bir pîre teslim et müdâvim ol kapısında
Meşâyihten murâd şâhım mürebbi kâmil olmaktır
Teslim olmaktan maksat o mürebbîdir, yetiştiricidir. Ne öğretecek sana?
Ruhuna öğretecek. Ruhun bir tahsili var. Tarîkatta aynı zâhir gibidir. Nasıl ki

