Page 44 - Gülden Bülbüllere 2 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 44

44                                                 Gül'den Bülbüllere

               Kâbe inşâ-i Halîl’dir sendedir beyt-i Celîl
               Sensin Allah’ın delîli ruh-i sultan el-meded
               Diyor  ki  Kabe’yi  İbrahim  aleyhisselam  yaptı.  Orası  Halil’in  evi.  Ama
            sende Celîl’in evi var. Kimde var Celîl’in evi? Hepimizde var ama ancak
            yapılırsa. Yapılmazsa Allah’ın evi değildir. Allah’ın evi olması için her şey
            oradan çıkacak. Evliyâullâh her şeyden geçmiş, dünyadan geçmiştir. Dünya-
            dan geçmiş bir velînin tekkesi var, hanesi var. O hanede yiyenler, içenler,
            ibadet  yapanlar  var.  Evliyâullâhın  dünyalığı  var,  maddiyatı  var.  Ama
            maddiyatını Allah yolunda harcıyor. Öyle ise ne yapmış? Gönlünden dünya
            sevgisini  çıkartmış.  Daha  sonra  âhiret  sevgisini  çıkartmış.  Daha  sonra
            cesedinin, cisminin sevgisini çıkartmış. Bizim için cismimiz o kadar kıymetli
            ki... Bir parmağımızı vermeyiz mesela. Bir kolumuzu vermeyiz. Ankara’yı
            bize verseler bir gözümüzü vermeyiz. Kelâm-ı kibârda:
               Kıyamazsan başa cana
               Irak dur girme meydana
               Bu meydanda nice başlar
               Kesilir hiç soran olmaz
               Dünyayı insanlar ne için terk eder? Âhiret için. Dünyayı terk edelim ki
            âhireti  kazanalım.  Ameli  ne  için  yapıyoruz?  Âhiret  için.  Bunu  her  inanan
            yapabilir, her Müslüman yapabilir. Ama âhiretten geçmek kolay değil. Bunu
            idrak etmek kolay değil. Âhirette cennet var. Cennet sevgisi de bir arzudur,
            bunu da atıyor. Bir de cesedini, cismini çok seviyor. Onu da atıyor. Sanki es-
            kimiş eşya gibi cesedi de atıyor. Canlarından da geçmişler. Canı da canana
            terk etmişler. Dünya set oluyor. Dünyadan geçince âhireti kazandı. Âhiretten
            de  geçti.  Bunlar  Allah’ın  zâtına  perdedir.  Onu  geçecek,  geçtiğinden  de
            geçecek.
               •  Terk-i dünya
               •  Terk-i ukbâ
               •  Terk-i can
               •  Terk-i terk
               Onlar  dört  şeyden  geçiyorlar.  “Mûtû  kable  ente  mûtû”  sırrına  mazhar
            oluyorlar.
               Cenâb-ı  Hak  öyle  buyuruyor:  “Mûtû  kable  ente  mûtû  (Ölmeden  önce
            ölün).”
               Terk-i can oluyorlar. Onların kalplerinde daha bir şey yok.
               Nakşibendî Efendimiz, halifelerinden Muhammed Parisa Hazretleri’ni çok
            seviyordu.  Çok  da  makamı  ileride  ama  o  istiğrak  hâlinden  geçememiş.
            Geçemeyince halka çok yararlı olamamış. Alaaddin Attar Hazretleri şuurlu
            imiş.  Muhabbet,  cezbe  gelince  kendisini  muhafaza  ediyormuş.  Kendisini
            kaybetmiyormuş. Halka sohbet ediyormuş.
               Cezbeli olanlar kendisini sıksınlar. Allah’a şükür, çok şükür. Bizim tarîka-
            tımız cezbe tarîkatı. “Nefy ü isbat” vardır. “Şuğul-u bâtın” vardır. Hepsinde
            bu olamaz. Başka tarîkatlar şuğul-u bâtını hiç kabul etmez. Küfür sayarlar.
   39   40   41   42   43   44   45   46   47   48   49